image via x.com screen shots

Yaklaşık üç yıl önce para kazanma özelliği olmayan, bugüne kadar 1 kuruş bile gelir elde etmediğim ve içinde bir saniye bile müzik barındırmayan bir dini sohbet videoma telif hakkı ihlali nedeniyle ihtar geldi. YouTube, “videodan elde edilecek geliri kendilerine almak şartıyla” yayında kalmasına izin verebileceğini söylüyordu. Elbette itiraz ettim ve kabul edildi. O dönem 1 milyondan fazla izlenmesi olan bu videoda yaşanan durum karşısında iyi niyet aramak ne kadar mümkün, bilemiyorum.

Milyarlarca dolarlık kazançları yöneten dev firmaların “sanat”, “telif hakkı” ve “emeğe saygı” gibi kılıfların ardına gizledikleri bu gasp anlayışı beni her zaman ürkütmüştür. Neyse ki benim durumumda internet üzerinden bir gelir beklentim olmadığı için bu olayı biraz daha uzaktan, gözlemci olarak izleme şansım oldu.

Ancak özellikle son günlerde, YouTube’da Content ID ihlalleri veya belirsiz politika değişiklikleri sonucu birçok kanalın hesabının habersizce kapatıldığına dair gönderiler görmeye başladım. İnsanların onlarca yıllık emeklerinin tek bir uyarı dahi yapılmadan silinmesi, kullanıcıları haklı bir isyan noktasına getirdi. Sosyal medyada trend olan ve yüksek sesle dile getirilen bazı itirazlar “YouTube Team” tarafından incelenerek çözüme kavuşturuluyor; peki ya sesini duyuramayanlar ne olacak?

Son zamanlarda artan bu tip olayların ardındaki en büyük failin “yapay zeka” olduğunu düşünmek sanırım yanlış olmaz. Çünkü her gün milyarlarca içeriğin yüklendiği bu platformları –benim deyimimle sosyal medya kartellerini– insan emeğiyle denetleme imkanı artık yok. Yapay zekanın geliştirilme süreçlerinde bu kartellerin takındığı tutum ortadayken, yaşanan mağduriyetler ile sistem arasındaki bağlantıyı kurmak için ortalama bir insan zekası fazlasıyla yetiyor.

Sadece X (eski adıyla Twitter) üzerinde yaptığım basit bir aramayla bile karşıma çıkan isyanlardan bazıları şöyle:

Bu duruma yapay zekanın mı, firmaların mı yoksa YouTube’un bilmediğimiz iç dinamiklerinin mi kesin olarak neden olduğunu tam bilemiyoruz. Ancak Çin’de yasaklı olan YouTube’un, 18 milyon aboneli Ruhi Çenet adlı içerik üreticisinin videosunu sildirdiği iddiası canımı çok sıktı. Sildirme sebebi olarak Doğu Türkistanlılara yapılan zulmün anlatılmasının gösterilmesi meselenin vahametini artırıyor. Bence Google, Nvidia, X, Meta, Apple, Microsoft gibi devler için öncelik her zaman paradır. Hadi diyelim ki, ülkelerin kanal kapatma veya video sildirme taleplerine alıştık; şirketlerin siyasi işlere girip başını belaya sokmak istememesini de bir yere kadar “şirket refleksi” olarak okuduk… Peki ya kendi halinde, günlerini ve saatlerini harcayan bağımsız içerik üreticilerinin günahı ne?

Alternatif Bir Yol: Kendi Anahtarını Elinde Tutmak

Tüm bu gelişmeler ışığında, içerik üreticileri için ciddi ciddi düşünme ve adım atma zamanının geldiğine inanıyorum. Benim aklıma gelen ilk ve en sağlam çözüm ise kendi sunucumuzda barındırma (self-hosting) seçeneği.

İlk kurulum aşaması zorlu süreçler gerektirebilir ve göz korkutabilir ancak uzun vadede sağlayacağı dijital bağımsızlık kesinlikle yüz güldürecektir. Elbette teknoloji dünyasına yön veren, devasa veri merkezlerine ve neredeyse sınırsız bant genişliğine sahip şirketler kadar kusursuz bir altyapı sunmak bireysel olarak pek mümkün değil. Birçok durumda 4K veya 8K video yayını yapamayacaksınız. Belki tam olarak hayalinizdeki arayüze sahip servisleri ilk günden hazırlayamayacak, her platforma özel kusursuz uygulamalar geliştiremeyeceksiniz. Ama sonuçta anahtarı tamamen size ait olan, istediğiniz zaman açıp kapatabileceğiniz, kurallarını sizin koyduğunuz bir sisteminiz olacak.

İnsanları kendi etki alanınıza toplamak ve alışkın oldukları platformlardan koparmak zorlu bir süreç. Çünkü insanlar seslerini kalabalık ortamlarda daha rahat duyurur ve kalabalığı severler. Tüm bunların farkındayım.

Tam bu noktada, “kendi dijital adasında yalnız kalma” korkusunu ortadan kaldıran harika bir çözüm devreye giriyor: Merkeziyetsiz ağlar ve Fediverse (Federe Evren). Sadece kendi sunucunuzu kurmakla kalmayıp, Mastodon (X/Twitter alternatifi) veya PeerTube (YouTube alternatifi) gibi platformları kendi donanımınızda barındırabilirsiniz. Bu sistemler sayesinde hem verinizin mutlak patronu olursunuz hem de ActivityPub gibi açık protokoller sayesinde milyonlarca kullanıcının olduğu devasa ve birbirine bağlı bir ağla etkileşime girmeye devam edersiniz. Yani büyük şirketlerin kapalı bahçelerinden çıkıp, kurallarını kendinizin koyduğu özgür ama bir o kadar da kalabalık bir ekosisteme adım atmış olursunuz.

Elbette bu bağımsızlığın da getirdiği zorluklar var. Ama hayatın kuralı da bu değil mi? Sorumluluklar sorunları doğurur ve bizler de bu sorunları çözdüğümüz oranda gelişiriz. Bu gelişim beraberinde yeni güçler ve yeni sorumluluklar getirir. Başka bir deyişle; bizi öldürmeyen şey, güçlendirir.

Dijital Kölelikten Kurtuluş

Kendi sorumluluğumuzu almanın ve bu ‘dijital kölelikten’ kurtulmanın olumlu tarafları saymakla bitmez. İçerik üreticilerinin başına bela olan yapay zeka, aslında kendi servislerimizi, internet sitemizi veya tasarımlarımızı geliştirmek için mükemmel bir asistana dönüşebilir.

Ben de halihazırda neredeyse yok denecek kadar az yazılım ve tasarım bilgimle, yapay zekanın da yardımıyla bu siteyi bir Raspberry Pi kullanarak evimde ayağa kaldırdım. Artık çoğumuzun evinde 7/24 kesintisiz, geniş bant internet var. Eski bilgisayarlar veya Raspberry Pi gibi mini bilgisayarlar yardımıyla çok uygun maliyetlere kendi sunucunuzu kurmak hayal değil.

İnsanların büyük bir çoğunluğu içerikleri artık cep telefonundan tüketiyor. Kendi sunucunuzdan belki 4K yayın yapamazsınız ama 720p ile başlamak hiç de fena bir fikir değil. Üstelik fotoğraf, ses ve metin tabanlı içerikler için altyapı sorunu neredeyse hiç yok.

Sonuç

Büyük teknoloji devlerine ve sosyal medya kartellerine sırtımızı bir günde tamamen dönmek gerçekçi olmayabilir. Ancak değişime yavaş yavaş, uzun vadeye yayılacak stratejik adımlarla başlayabiliriz. Sosyal medyadaki varlığımızı bir “ana merkez” olmaktan çıkarıp, insanları adım adım kendi kurduğumuz, kurallarını bizim belirlediğimiz servislere ve web sitelerine yönlendiren birer “tabela” olarak kullanabiliriz.

Algoritmaların, yapay zekanın veya ne olduğu belirsiz şirket politikalarının emeğinizi bir gecede silip atamayacağı güvenli limanlar inşa etmek zorundayız. Zamanla insanlar Fediverse gibi bağımsız platformlarda toplandıkça, nicelikten ziyade niteliğe dayalı, organik ve gerçekten size ait olan o güçlü komüniteyi inşa etmek kesinlikle mümkün.

Unutmayın; dijital dünyada kendi evinizi inşa etmediğiniz sürece, her zaman başkasının arazisinde kiracı olarak kalmaya ve onların kurallarına boyun eğmeye mahkumsunuz. Kendi verinizin ve emeğinizin patronu olma vakti geldi.